UMUDUN VE MÜCADELENİN TEK ADRESİ GENÇLER

Gençler bugün her zamankinden daha haklı. Ellerinden alınan gelecekleri, sınırlandırılan eğitim imkanları, yetersiz istihdam olanakları, ekonomik güvensizlik ve sosyal hayattan koparılmaları onlara yüklenen en büyük yüklerden sadece bazıları. Onları “Z Kuşağı” diyerek hor gören, fikirlerini değersizleştiren, onları sadece birer dijital tüketici olarak algılayan yaklaşımlar yanlıştı ve bu yanlışın faturası bir neslin umutlarına kesildi.

Ancak bütün bu baskı ve kısıtlamalara rağmen, bu gençler yine meydanlara döküldü. Daha iyi bir gelecek için seslerini yükselttiler. Onların tarihsel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi yeni bir şey değil. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”de vurguladığı gibi, memleketin geleceği onların omuzlarına yüklenmiştir. Atatürk, ülkenin en zor zamanlarında dahi umudu gençlere bağlamış, şu tarihi sözlerle onlara hitap etmiştir:

“Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kiymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhil ve harici bedhahların olacaktır.”

Bu satırlar, bugünün gerçekleriyle daha da anlam kazanmaktadır. Gençler sadece bugün için değil, gelecekte de bu sorumluluğu taşımaya devam edecektir. Ancak daraltılmış ekonomik şartlar, adaletin keyfiyete dönüşmesi, eğitimde derinleşen eşitsizlikler ve toplumsal kutuplaşma nedeniyle onların bu mücadelesi çok daha zor bir hale gelmiştir.

Gençlerin isyanı haklıdır; çünkü bugün öğrenciler barınma sorunu yaşamaktadır. Üniversite mezunları iş bulamamaktadır. Gençler, düşüncelerini açıkça ifade etmekten korkar hale getirilmiştir. Ancak toplum olarak büyük bir sınıfta kalmamızın en önemli nedeni, bu gerçekleri sadece izliyor olmamızdır. 40 yaş üstü bireyler, anneler, babalar, teyzeler, amcalar; gençlerin bu haklı mücadelesinde nerede durduklarını sorgulamalıdır. Gençler kendilerine sahip çıkarken, bizler de onlarla omuz omuza vermedikçe bu mücadele eksik kalacaktır.

Son dönemde bu mücadele, farklı siyasi çıkar hesaplarıyla gölgelenmeye çalışılmakta, ekonomik talepler ve sosyal adalet arayışları “dış güclerin oyunları” ya da “turuncu devrim” gibi kavramlarla itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Gençlerin adalet talebini bir siyasi partinin faydalarına indirgemek ya da bir “marjinal hareket” olarak görmek, aslında gerçek sorunun üstünü örtmekten başka bir şey değildir. Oysa bugün gelinen noktada, ekonomik kriz, gelir adaletsizliği, liyakatsizlik gibi temel sorunlar herkesin ortak gerçeğidir ve bu taleplerin ne CHP’ye ne de AKP’ye “yarayacağı” iddiası, halkın gerçek sorunlarından uzaklaşmasını sağlamaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir.

Adalet, hukuk ve ekonomi meselesi, siyasi parti çıkarlarından bağımsız düşünülmelidir. Üniversite mezunu İşsizlerin oranı artarken, temel gıdaya erişim zorlaşırken, gençler geleceksizlikle savaşırken, bu meseleyi sadece bir partiye yaramak ya da zarar vermek çerçevesinde düşünmek, çözüm arayışından uzaklaştıran bir hatadır.

Böylesi bir dönemde, hepimize düşen sorumluluk büyüktür. Siyasi liderlerden bağımsız olarak, gençlerin yanında olmak, onlara destek vermek ve en önemlisi onların sesini duymak zorundayız. Onların geleceğine saygı duymadan, onların istediklerini anlamadan, hak ettikleri hukuk sistemini, adalet düzenini ve ekonomik refahı inşa edemeyiz. Gençler bunu bizsiz de başarabilir; ancak biz de yanlarında durursak, bu dönüşümü çok daha sağlam temeller üzerine inşa edebiliriz.

Çünkü gençler artık susmaz, susarsa tarih susar! Unutmayalım ki, kurtuluş savaşının zaferini kanlarıyla yazan 15’liler, bugün de bizlere aynı şuuru hatırlatıyor. Onlar savaşa giderken “Biz burada yatmayacağız, vatanı kurtaracağız!” diyorlardı. Bugün biz de gençlerin yanında durarak onlara “Geleceğinizi kimseye teslim etmeyin, biz de sizinleyiz!” demeliyiz. Bu, bir parti meselesi değildir, bu bir memleket meselesidir!

Gençlik uyanmışsa, zafer yakındır. Çünkü “Gençlik cesarettir, adalettir, istikbaldir!”

24.03.2025

Güneş Altuner

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir