MÜLKSÜZLEŞTİRME PROSESİ

06.12.2024 KÖY KANUNU HAKKINDA NE BİLİYORSUN YAZIMIN ARKASINDA Kİ GERÇEKTİR

Mülksüzleştirme (İngilizcesi: dispossession), bir kişinin, grubun veya topluluğun mülklerine, kaynaklarına veya ekonomik kontrolüne zorla veya dolaylı yollarla el konulması sürecidir. Bu kavram genellikle toplumsal, politik, ekonomik ve tarihsel bağlamlarda incelenir.

Mülksüzleştirme prosesi, bireylerin veya toplulukların ekonomik ve sosyal anlamda güçsüzleşmesine yol açacaktır.

Mülksüzleştirmenin Türleri ve Süreçleri
Doğrudan El Koyma:
Bir devlet veya otorite tarafından bir bireyin ya da topluluğun mal varlıklarına yasal veya yasadışı yollarla el konması.
Örnek: Kamulaştırma süreçleri, savaş sırasında zorla el koyma.

Ekonomik Mülksüzleştirme:
Borç, yoksulluk veya ekonomik reformlar sonucu bireylerin mülklerini kaybetmesi.
Örnek: Tarımsal üreticilerin topraklarını kaybedip kentlerde işçileşmesi.

Kültürel ve Sosyal Mülksüzleştirme:
Bir topluluğun kimliğini oluşturan manevi, kültürel veya sosyal varlıkların kaybı.
Örnek: Yerli halkların topraklarından çıkarılması veya kültürel miraslarına el konulması.

Dolaylı Mülksüzleştirme:
Yasal, ekonomik veya politik sistemler aracılığıyla bireylerin mülklerini kaybetmesi.
Örnek: Gentrifikasyon(Soylulaştırma) süreçleri, neoliberal ekonomi politikaları.

Mülksüzleştirme Nedenleri
Ekonomik Çıkarlar: Kapitalist sistemlerde, sermaye birikimi sağlamak amacıyla toprakların veya kaynakların topluluklardan alınması.
Siyasi Baskı: Muhalif grupları güçsüz bırakmak veya etnik temizlik amacıyla el koyma.
Kentsel Dönüşüm: Şehirlerin yeniden yapılandırılması sırasında dezavantajlı grupların yerinden edilmesi.

Kolonyalizm: Sömürgeci güçlerin yerli halkların topraklarına ve kaynaklarına el koyması.

Sonuçları
Toplumsal Eşitsizlik: Mülksüzleştirilen grupların ekonomik ve sosyal güçlerini kaybetmeleri.
Yerinden Edilme: İnsanların yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalması.

Kültürel Yıkım: Geleneklerin ve topluluk kimliğinin zarar görmesi.

Direniş Hareketleri:
Mülksüzleştirilenlerin haklarını geri almak için örgütlenmeleri gerekir. BİZDE BAŞLATMALIYIZ:

Tarihsel Örnekler
Sanayi Devrimi: Köylülerin topraklarını kaybedip işçileşmesi.

Kolonyalizm: Amerika yerlilerinin topraklarının ellerinden alınması.

Kamulaştırma Politikaları: Sosyalist rejimlerde özel mülklerin devletleştirilmesi.
Gentrifikasyon: Büyük şehirlerde düşük gelirli toplulukların şehir dışına itilmesi.
Bu süreç, hem etik hem de politik düzlemde ciddi tartışmalara yol açmıştır ve genellikle toplumsal adalet perspektifinden incelenirse de, dünyayı yönetmeyi hedefleyen güçlerin, diğer ULUSLARIN bizde olduğu gibi siyasi mekanizmalarını ele geçirmesi ile uygulamaya konmuştur.
Dünyada şu an bu uygulama için hareket başlatıldı mı? Sorusuna gelirsek, karşılığı EVETTİR.

Mülksüzleştirme ve kaynaklara erişimle ilgili mücadeleler dünya genelinde birçok hareketin gündeminde önemli bir yer tutuyor. Özellikle, zorla el koyma, yerinden edilme ve doğal kaynakların gaspı gibi sorunlarla karşılaşan yerel halklar, kadınlar, köylüler ve yerleşik topluluklar için bu mücadeleler hayati önem taşıyor. Bizde de yavaş ve temkinli ilerlerken, yaşadığımız günlerde hız kazandı. En son meclisten çıkan KÖY KANUNU altında yatan gerçek budur.

2024’te yapılan ESCR-Net Strateji Toplantısı’nda, 100’den fazla örgüt, sosyal hareket, bağımsız sendika ve feminist organizasyon bir araya geldi. Toplantıda mülksüzleştirme ile ilgili stratejiler tartışıldı ve ortak bir mücadele hattı belirlenmeye çalışıldı. Bu tür hareketler, toplulukların haklarını geri alması, kendi kaderlerini tayin etmesi ve sistemik adaletsizliklere karşı dayanışma oluşturması açısından kritik olarak görülüyor.

Ayrıca, mülksüzleştirme ve ekolojik krizler arasındaki bağlantılar da vurgulanıyor. Çoğu zaman bu hareketler, yerel toprak rejimlerini savunmayı, sürdürülebilir tarımı desteklemeyi ve toplulukların enerji ve gıda egemenliğini artırmayı hedefliyor gibi görünse de, bunun ötesinde, kapitalist sistemin temelindeki adaletsizliklere karşı politik bir söylem geliştirmek için daha geniş çaplı girişimler de bulunmamız gerekmektedir.

Daha sert ve caydırıcı, sistem değiştirici gibi. Dünyayı saracak olan bu çılgınlık ülkemizde köylerin mahalle olması ile sonrasında KENTSEL dönüşüm palavraları ile çıkara düşkün HALKIMIZ kandırılmış ve hala daha buna uyanan çok az bir kesim vardır.

SONUÇLARI, Toplumsal Eşitsizlik:

Mülksüzleştirilen grupların ekonomik ve sosyal güçlerini kaybetmeleri.

Yerinden Edilme: İnsanların yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalması. Kültürel Yıkım: Geleneklerin ve topluluk kimliğinin zarar görmesi.
Bizim devrim dediğimiz olgunun altında yatan en temel mücadele bunu da kapsamaktadır. Takdir Milletindir.

Fuat YEŞİLKAYA

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir