DİKTA YÖNETİMİNE KARŞI

Bölünmüş bir toplumda, çok partili ve ideolojik açıdan parçalanmış bir yapıda, bir partinin adalet arayışındaki mücadelesi, faşizan bir yönetime karşı ciddi bir sınav niteliği taşır. Ancak böyle bir durumda, geniş kesimlerin ortak bir payda etrafında birleşerek bir direniş sergilemesi, yalnızca söylemlerle değil, stratejik ve planlı eylemlerle desteklenmesi gerekir. Zira dikta rejimleri, kendi varlıklarını korumak adına her türlü çözülme girişimine karşı önceden hazırlıklı olur ve bu tür çıkışları acımasız yöntemlerle bastırmak için tedbirler alır.

Tarih boyunca, baskıcı yönetimlerin halk hareketlerine karşı uyguladığı taktikler benzer olmuştur.
Propaganda araçlarıyla toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirmek, muhalifleri itibarsızlaştırmak ve kitlesel korku atmosferi yaratmak, bu taktiklerin başlıcalarıdır. Bu noktada, sadece kitlesel gösterilere bel bağlamak, faşist rejimlerin oluşturduğu sert duvarlara çarpmak anlamına gelir.

Çünkü sokakların dolup taşması, eğer bir strateji ve uzun vadeli planlamayla desteklenmezse, yönetimlerin baskı araçlarıyla kolaylıkla sindirilebilir.

Bunun aksine, etkin bir mücadele için toplumsal dayanışma ağlarının güçlendirilmesi, yeraltı direniş organizasyonlarının kurulması ve her türlü meşru savunma mekanizmasının devreye alınması gerekir. Modern iletişim araçları ve dijital platformlar, halkın hızlı bir şekilde organize olmasını sağlarken, aynı zamanda düşmanın gözetim mekanizmalarını da harekete geçirir. Bu nedenle, şeffaf ve ortak bir amaç etrafında birleşen kesimlerin, aynı zamanda gizlilik ve stratejik hareket etme disiplinine de sahip olması şarttır.

Bir dikta yönetimine karşı mücadelede başarı, yalnızca meydanlarda değil, aynı zamanda ekonomiden medyaya, eğitimden yargıya kadar uzanan çok boyutlu bir direniş hattı ile, askeri karşı duruşun sergilenmesi ile mümkündür. Muhalif hareketlerin, uluslararası destek sağlama ve rejimin dış dünyadaki meşruiyetini sarsma gibi adımları da içeren kapsamlı bir planı olmalıdır.

Dün akşam yaşananlar, dikta yönetimlerinin halkın öfkesini nasıl öngörüp, ona karşı önceden nasıl pozisyon aldığının çarpıcı bir örneğiydi.
Halkın iradesinin, yalnızca sokaklardaki varlığıyla değil, aynı zamanda akılcı ve uzun vadeli bir direniş stratejisiyle ve sonuçta kazan, kazan stratejisiyle hazırlanmış bir plan üzerinden taçlandırılması gerekmektedir.
Bu, özgürlüğe giden yolda en etkili yöntem olacaktır.

Faşizm tarihine bir göz attığınızda, bir partinin demokrat söylem ve işlem mekaniği ile kazanılan bir zafer göremezsiniz. Buna tek bir örnek verebilir, ancak oda liderin ölümüdür. İspanya Franco. Araştır. Düşün

Fuat YEŞİLKAYA
22.03.2025

Bunlara da bir göz atın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir